Türkiye Cumhuriyeti’ni sarsan haber var: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Nüfus Politikaları Kurulutoplantısına başkanlık etti. Toplantıda, 2025 yılı sonuna kadar Türkiye nüfusunun 86 milyon 92 bine ulaştığını, yıllık artış hızının binde 5 seviyesinde olduğunu belirtti. Yılmaz, doğurganlık hızının 1,42 çocuğa düştüğünü, Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine indiğini söyledi…
Yılmaz, 2017 ile 2025 yılları arasındaki değişimi de gözler önüne serdi. 1,50’nin altında doğurganlık hızı olan illerin sayısı 4’ten 59’a çıktı. Şanlıurfa dışında 76 ilde 2,1’in altında hız var; tek çocuklu haneler arttı, iki ya da daha fazla çocuğu olan haneler azaldı. Yılmaz, “çocuk nüfusunun oranı 2100’de %9,9’a kadar düşebilir” dedi.
Nüfus yapısı da değişiyor. Ortanca yaş 34,9’a yükseldi, yaşlı nüfus oranı %10 ve üzeri olan 62 il var. Ekonomi, konut, eğitim, sağlık gibi faktörlerin aile kurma kararını şekillendirdiği vurgulandı. 2026‑2035 dönemini “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak tanımlayan Yılmaz, çocuk bakım hizmetlerini genişletmeyi hedefliyor.
Yeni uygulamalar arasında: doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 16 hafta analık izni toplam 24 hafta; çoğul gebeliklerde 26 hafta; babalara 10 gün mazeret izni; ebeveynlere çocuk ilköğretime kadar haftalık 20 saat yarı zamanlı çalışma. Doğum yardımı tek seferlik 5 bin TL, ikinci çocuk 1,500 TL, üçüncü ve sonrası 5 bin TL aylık. Aile ve Gençlik Fonu’nda gençlere 250 bin TL, 200 bin TL faizsiz kredi.
Çocuk bakım hizmetleri de yaygınlaşacak: kamu kurumlarında bakımevi açmak için asgari çocuk sayısı 30’a düşürüldü. 150 bağımsız bölümden fazla projenin 0‑66 aylık çocuklar için gündüz bakımevi alanı zorunlu. Kadınların iş gücüne katılımı 2028’de %40,1’e çıkarılacak; bu da çocuk bakım destekleriyle mümkün olacak.
Yılmaz, Türkiye’nin aile ve nüfus politikalarını uluslararası alana taşıdığını, İslam İşbirliği Teşkilatı içinde Aile ve Nüfus On Yılı önerisinin uzmanlar tarafından kabul edildiğini söyledi. İstanbul’da 26‑27 Ekim’de düzenlenecek Uluslararası Aile ve Nüfus Konferansı ile bu konular uluslararası akademik zemine taşınacak.
Gelecek için ne bekleyelim, yine neler değişecek, bakalım…
Kaynak: Orijinal Haber