Cuma, 28 Ağustos 2026

Yaşamın ilk 2 yılındaki şeker tüketimi etkisini 70 yıl sonra bile gösterebilir

admin 2 dk okuma 0 yorum

İngiltere’de 1951-1956 yılları arasında doğan 64.000’den fazla kişinin sağlık verileri incelendi. Araştırmacılar, II. Dünya Savaşı sonrasında uygulanmış şeker karnesinin 1953’te kaldırılmasını doğal bir karşılaştırma fırsatı olarak kullandı. Çalışmada “ilk bin gün” terimi, hamilelik döneminden çocuğun ikinci yaş gününe kadar geçen süreyi ifade ediyor ve bu dönem organ, metabolizma, bağışıklık sistemi ve tat tercihleri açısından kritik olarak değerlendirildi. 1953’te kısıtlamanın kaldırılmasının ardından şeker tüketimi yaklaşık iki katına çıktı, böylece birbirine yakın tarihlerde doğan çocuklar farklı miktarlarda şeker maruziyetine maruz kaldı.

Araştırmada, ilk bin günlerini daha fazla şeker kısıtlaması altında geçiren bireylerin meme, prostat, karaciğer, rektum ve akciğer kanseri görülme oranlarının daha düşük olduğu belirlendi. En belirgin fark karaciğer kanserinde; kısıtlamaya daha uzun süre maruz kalanların kanser riski yaklaşık %69 azaldı. Meme kanseri için %36’lık fark kaydedildi. Bu farklar şeker karnesinin sona ermesinden hemen sonra değil, onlarca yıl sonra ortaya çıktı. Biyolojik yaşlanma göstergeleri incelendiğinde, kısıtlamalı grubun 2.2 yıl daha yavaş yaşadığı tespit edildi. Granzyme B proteini seviyeleri de daha düşük bulundu, bu da bağışıklık sisteminin uzun süre yoğun çalışmasının bir sonucu olarak değerlendirildi.

Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, erken çocukluk döneminde şeker kısıtlaması gören kişilerin yaklaşık 50 yaşına geldiğinde de daha az şeker tükettiği. Bu grupların genel olarak daha az yemek yediği ve daha sağlıklı, çeşitli bir beslenme düzenine sahip olduğu belirlendi. Araştırma, çocukların hiç şeker tüketmemesi gerektiğini savunmuyor; sadece yaşamın ilk 1000 günündeki şeker tüketimindeki farklılıkların uzun vadeli sağlık ve beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilendirilebileceğini gösteriyor.

A
admin

Bu yazar hakkında henüz bilgi eklenmedi.

Yorum Yap